4/12/2009 - zararlı alışkanlıklar

 beyine zarar veren alışkanlıklar

 

1. No Breakfast (Kahvaltı etmemek)
People who do not take breakfast are going to have a lower blood sugar
level. This leads to an insufficient supply of nutrients to the brain
causing brain degeneration.

(Kahvaltı etmeyen kişiler, düşük bir kan şekeri seviyesine sahip olur. Bu durum beyin için yetersiz besin tedarik edilmesine ve sonunda beyin dejenerasyonuna yol açar.).
 
2 . Overeating (Aşırı ısınma)
It causes hardening of the brain arteries, leading to a decrease in mental
power.
(Beyin arterlerinin sertleşmesine neden olarak, zihin gücünün azalmasına yol açar).

 

3. Smoking (Sigara içmek)

It causes multiple brain shrinkage and may lead to Alzheimer disease. (Çoklu beyin büzülmesine neden olur ve Alzheimer hastalığına yol açabilir).

 

4. High Sugar consumption (Yüksek şeker tüketimi)

Too much sugar will interrupt the absorption of proteins and nutrients causing malnutrition and may interfere with brain development.
(Çok fazla şeker proteinlerin ve besinlerin emilmesini durdurur ve dengesiz beslenmeye neden olur ve beynin gelişmesine engel olabilir.)

 

5. Air Pollution (Hava kirlenmesi)

The brain is the largest oxygen consumer in our body. Inhaling polluted air decreases the supply of oxygen to the brain, bringing about a decrease in brain efficiency.
(Beyin vücudumuzda en çok oksijen tüketen organdır. Kirli havanın teneffüs edilmesi, beyne giden oksijeni azaltır ve beynin veriminde düşüş yaratır).

 

6 . Sleep Deprivation (uyku yetersizliği)

Sleep allows our brain to rest. Long term deprivation from sleep will accelerate the death of brain cells.
(Uyku beynimizin dinlenmesini sağlar. Uykudan uzun vadeli yoksunluk beyin hücrelerinin ölmesini hızlandırır.)

 

7. Head covered while sleeping (Uyurken kafayı örtmek)

Sleeping with the head covered increases the concentration of carbon dioxide and decrease concentration of oxygen that may lead to brain damaging effects.

(Kafayı örterek uyumak, karbondioksit konsantrasyonunu arttırır ve beyne hasar veren etkilere yol açabilir.)

8. Working your brain during illness (Hastalık sırasında beyni çalıştırmak)
Working hard or studying with sickness may lead to a decrease in effectiveness of the brain as well as damage the brain.

(Hasta iken çok çalışmak veya öğrenmek beyin etkenliğinin azalmasına yol açabilir ve ayrıca beyne hasar verebilir.)

 

9. Lacking in stimulating thoughts (Uyarıcı düşüncelerde eksiklik)
Thinking is the best way to train our brain, lacking in brain stimulation thoughts
 may cause brain shrinkage. Crosswords and Sudoku provide good exercises.

(Düşünmek beyin jimnastiği için en iyi yoldur, beyni uyaran düşüncelerin eksikliği beyin daralmasına yol açabilir. Çapraz bulmaca ve Sudoku iyi egzersiz sağlar.)

 

10. Talking Rarely (Az konuşmak)
Intellectual conversations will promote the efficiency of the brain.

(Zihinsel sohbetler beynin etkinliğini geliştirir.)

 

 

THE MAIN CAUSES OF LIVER DAMAGE ARE:
(Karaciğer hasarının ana nedenleri:) 
 

 

1. Sleeping too late and waking up too late.
Çok geç uyuma ve çok geç kalkma.)

 

2. Not urinating in the morning.

(Sabahları çiş yapmamak)

 

3. Too much eating.
(çok fazla yemek)

 

4. Skipping breakfast.
(Kahvaltıyı atlamak)

 

5. Consuming too much medication.
(Çok fazla ilaç tüketmek)

 

6. Consuming too much preservatives, additives, food coloring, and artificial sweetener.
(Çok fazla koruyucu, gıda katkısı, gıda boyası ve yapay tatlandırıcı tüketmek)

 

7. Consuming unhealthy cooking oil. (Sağlıksız pişirme yağı tüketmek)
As much as possible reduce cooking oil use when frying, which includes even the best cooking oils like olive oil. Do not consume fried foods when you are tired, except if the body is very fit.
(İçinde en iyi pişirme yağı olan zeytinyağı bile olsa, kızartma yaparken mümkün olduğunca pişirme yağını azaltın. Yorgun olduğunuzda, eğer vücudunuz formda (zinde) değilse kızarmış gıdalar tüketmeyin.)  

 

8. Consuming raw (or overly done) foods also adds to the burden of liver.
Veggies should be eaten raw or cooked 3-5 parts. Fried veggies should be
finished in one sitting, do not store.
[Çiğ (veya fazla pişmiş) gıdaların da tüketilmesi karaciğere ağır yük olur. Sebzeler çiğ veya 3-5 kısım pişirilerek yenmelidir. Kızarmış sebzeler bir öğünde bitirilmeli, saklanmamalıdır.]

 

 

THE TOP FIVE CANCER CAUSING FOODS ARE:
(Kansere en çok neden olan 5 gıda)

 


1. Hot Dogs (Sosisli sandviç)

 

Because they are high in nitrates. the Cancer Prevention Coalition advises that children eat no more than 12 hot dogs a month. If you can't live without hot dogs, buy those made without sodium nitrate.

(Zira içinde çok fazla nitrat vardır. Kanser koruma koalisyonu, çocukların ayda 12 adetten fazla sosisli sandviç yememelerini önermektedir. Sosisli sandviçsiz yapamıyorsanız, sodyum nitratsız yapılan cinsini satın alın.)  

 

2. Processed meats and Bacon (İşlenmiş et ve domuz pastırması)  

 

Also high in the same sodium nitrates found in hot dogs, bacon, and other
processed meats raise the risk of heart disease. The saturated fat in bacon
also contributes to cancer.
(Sosisli sandviçte, domuz pastırmasında ve diğer işlenmiş etlerde bulunan aynı yüksek sodyum nitrat aynı şekilde kalp hastalığı riskini yükseltir. Domuz pastırmasında doymuş yağın aynı şekilde kanserde payı olur.)

 

3. Doughnuts (yağda kızarmış şekerli çörek veya lokma)

 

Doughnuts are cancer-causing double trouble. First, they are made with white flour, sugar, and hydrogenated oils, then fried at high temperatures.
Doughnuts, may be the worst food you can possibly eat to raise your risk of cancer.
(Lokmalar kansere yol açan çiftli dertlerdir. Birincisi, bunlar beyaz undan, şekerden ve hidrojene yağdan yapılır, sonra yüksek ısıda kızartılır. Bunlar, belki de kanser riskini arttırmak için yiyebileceğiniz en kötü yiyecektir.

 

 

4. French fries (kızarmış patates)

 

Like doughnuts, French fries are made with hydrogenated oils and then fried at high temperatures. They also contain cancer- causing acryl amides which occur during the frying process. They should be called cancer fries, not French fries.
(Lokmalar gibi, kızarmış patates de hidrojene yağdan yapılır, sonra yüksek ısıda kızartılır. Bunlar ayrıca, kızarma işlemi sırasında ortaya çıkan ve kansere neden olan akrilamid maddesini de içerir. Bunlara “French fries” değil, “kanser fries” olarak çağırılmalıdır.)

 

5. Chips, crackers, and cookies (Cips, kraker ve kurabiye, bisküi)  

 

All are usually made with white flour and sugar. Even the ones whose labels claim to be free of trans-fats generally contain small amounts of
trans-fats.
(Tümü genellikle beyaz un ve şekerden yapılır. Etiketinde “trans yağlar içermez” yazılı olsa bile, genellikle az miktarda trans yağ vardır.)

 

 

 

 

 
 
 

yok YorumYorum yazarmısın?Bağlantı

23/10/2009 - soğan

“GRİP” için bir “Eski zaman” öyküsü…
“1919 yılında, Dünyada 40.000 milyon kişinin “Grip” ten öldüğünde, bir Doktor birçok
çiftçiyi Griple mücadelede yardım amacıyla ziyaret eder.Birçok çiftçi ve ailesi Grip
kapmıştır ve birçoğu ölürler.
Doktor ziyaretlerine devam eder ve bir sürprizle karşılaşır, ziyaret ettiği bir çiftçi
ve ailesi çok sağlıklıdır.Doktor böyle olabilmesi için aileye herkesten farlı ne
yaptıklarını sorar ve cevaben çiftçinin hanımı odaya , bir tabak içine “soyulmamış” bir
“SOĞAN” koyduklarını (muhtemelen diğer odalarada) söyler.Doktor buna inanamaz ve bu
“soğan” lardan birini alarak Laboratuvarda Mikroskop altına koyarak inceler ve “soğan” ın
içinde “Grip” virüsünü görür.”Soğan” açıkça “Grip” bakterisini absorbe etmiş, emmiştir ve
bu sayede de aile sağlıklı kalmıştır.
Bu öyküden alınacak ders, bir miktar “soğan” almanız ve evinizin çevresinde biryerlere
yerleştirmenizdir. Ne olduğunu görmek için onu deneyin.
Eğer o sizi ve sevdiklerinizi bu hastalıktan kurtarırsa ne güzel.Buna rağmen şayet “Grip”
olursanız, o daha yumuşak ve uysal geçebilir.
Bir miktar “SOĞAN” satın almaya vereceğiniz birkaç liradan başka ne
kaybedebilirsiniz? ...”


bütün odalarıma koydum umarım faydasını görürüz
gülten

soğanın faydaları


Soğanda bol miktarda A, B ve özellikle C vitamini, bol fosfor, iyot, silis, kükürt gibi vücuda çok faydalı maddeler, antibiyotik vazifesi gören esanslar ve hazım arttırıcı fermentler bulunduğunu kaydeden uzmanlar, kalp ve prostat bozukluğu, pankreas tembelliği (şekerliler), sinir zafiyeti, romatizma, cilt hastalıkları, cinsel iktidarsızlık, mide zayıflığı gibi hastalıklarda çok fayda verdiğini, bol idrar söktürdüğünü ve vücutta birikmiş su ve üreyi dışarı attığını bildiriyor. Soğanın, vücuttaki fazla tuzu da dışarı attığını belirten uzmanlar, pankreası çalıştırarak insülin ifrazatını arttırdığını ve kanda şeker seviyesini düşürdüğünü kaydediyor.

Fazla soğan yenen ülkelerde kanserin nadir görüldüğünü ve o ülke halkının uzun yaşadığını ifade eden uzmanlar, soğanın, karaciğeri ve bağırsakları dezenfekte edip zehirlerini temizlediğini ve gıdaların orada vücudu zehirlemesini önlediğini, bağırsak kurtlarını döktüğünü bildiriyor.

Uzmanlar, ağızda soğan kokusunu gidermek için yemekten sonra biraz ekmek kabuğu veya maydanoz çiğnenmesinin yeterli olduğunu söylüyor. Uzmanlar ayrıca, soğanın patateslerden ayrı, kuru, soğuk bir yere kaldırılması gerektiğini, çünkü soğan ve patatesin birbirini etkilediğini ve soğanın, patateslerden salınan nemle yumuşadığını hatırlatıyor.

Soğan, salataların yanı sıra çeşitli yemeklere, krem peynirlere ve hamburgerlere katılır, çorba ve yahni gibi sevilen yemekleri yapılır. Mutfakların vazgeçilmez bir öğesidir.

BESİN DEĞERLERİ

100 gr. çiğ (pişirilmemiş) kuru soğanın içerdiği besin değerleri şunlardır: 38 kalori; 1,5 gr. protein; 9 gr. karbonhidrat; 0 kolesterol; 0,1 gr. yağ; 0,6 gr. lif; 56 mgr. fosfor; 27 mgr. kalsiyum; 0,5 mgr. demir; 10 mgr. sodyum; 157 mgr. potasyum: 12 mgr. magnezyum; 40 IU A vitamini; 0,03 mgr. B1 vitamini; 0,04 mgr. B2 vitamini; 0,2 mgr. B3 vitamini: 0,l mgr. B6 vitamini: 10 mcgr. folik asit: 10 mgr. C vitamini ve 0,3 mgr. E vitamini.

Yeşil soğanın bazı besin değerleri kuru soğandan daha yüksek, bazıları da daha düşüktür. Yeşil soğanın besin değerleri şöyle sıralanabilir: 45 kalori; 10,5 gr. protein; 1 gr. karbonhidrat; yağ ve lifi eser miktarlarda; 40 mgr. kalsiyum; 5 mgr. sodyum; 231 mgr. potasyum; 20 IU A vitamini ve 25 mgr. C vitamini.

SAĞLIĞIMIZA YARARLARI

Yukarıda sayılan önemli besin değerlerinin yanı sıra;

o Soğan, bedenin savunma sistemini güçlendirir: Soğuk algınlığı, öksürük, bronşit ve gastrit gibi enfeksiyon hastalıklarına iyi gelen ve geleneksel olarak bu nedenle tüketilen bir besindir.

o Soğan, yağlı yemeklerin yenmesinden sonra bedende kolesterol yükselmesi ve kanın pıhtılaşması olaylarını önler: Çok fazla yağlı yemek yiyen kişilerde meydana gelen bu gibi sakıncalı durumlar, yemeklerde bol soğan bulunması halinde ortadan kalkar.

o Soğan bedende bulunan kötü kolesterolü ve yüksek tansiyonu düşürür, ama iyi kolesterol düzeyini artırır.

o Bol bol soğan yemenin, bedenin kansere yakalanması rizikosunu azalttığı savunulmaktadır.

o Son zamanlarda yapılan bazı bilimsel araştırmalara göre, soğanın kalbi güçlendirdiği ve koroner damarları genişlettiği ileri sürülmektedir.

o Soğan idrar söktürücüdür: Bu etkisiyle bedendeki toksinlerin atılmasına ve kanın temizlenmesine yardımcı olur.

o Soğan midevidir: iştahı açar ve sindirimi kolaylaştırır. Ayrıca müshil etkisi de vardır
http://www.lezzetvadisi.com/sebzelerin-faydalari/soganin-faydalari.htm

sarımsağın fatdaları
Uzmanlara göre, bu keskin kokulu yumruda, her türlü harika özellik mevcut. Sarmısağın tansiyon düşürdüğü, kan pıhtılaşmasını azalttığı, kötü LDL kolesterolünü düş, dürdüğü, bazı mide kanserlerini önlediği, bağışıklık sistemini güçlendirdiğinin ispatlandığını söyleyen uzmanlar, sarımsaktaki "allicin" denilen bir maddenin, sadece kendi özgü kokusunu vermekte kalmadığını, ayrıca bakteri gelişimini önlediğini, vücuttaki mantarı ve maya oluşumunu tahrip ettiğini kaydediyor.

Uzmanlar, sarımsakta 2 kuvvetli antibiyotik, çok tesirli esanslar, bol iyot ve kükürt bulunduğunu ve insan sağlığında çok değerli vazife gördüğünü belirterek, "Damar sertliğini giderir, kanı durultur, kalbi kuvvetlendirir, bronşları dezenfekte eder, cilt hastalıklarını giderir ve kansere karşı korur" diyorlar.

Uzmanlar, sarımsaklı yoğurdun, zehirlenmelere karşı insanı koruduğunu ve sarımsağın en ince damarları dahi temizleyerek oralara kan gitmesini sağladığını bildiriyor. Uzmanlar, sarımsağın, bütün salgı bezlerini çalıştırmak ve vücudu zehirlerinden temizlemek suretiyle, genç ve dinç olmayı, uzun yaşamayı sağladığını kaydediyor.

BESİN DEĞERLERİ

100 gr. (diş) sarmısakta 90 kalori: 5,3 gr. protein; 0 kolesterol; 0,2 gr. yağ; 1.1 gr. lif; 13,3 mgr. fosfor; 38 mgr. kalsiyum; 1.4 mgr. demir: 0,2 mgr. B1 vitamini; 0.8 mgr. B2 vitamini: 0.3 mgr. B3 vitamini ile 8 mgr. C vitamini vardır. Ama, sarmısak az miktarlarda tüketildiğinden, bedenin enerji, vitamin ile mineral gereksinimlerinin pek az bir bölümünü karşılar. Ortalama 9 gr. gelen irice iki adet sarmısak dişinin bedene sağladığı yalnızca 9 kaloridir.

SAĞLIĞIMIZA YARARLARI

Yukarıda belirtildiği gibi, tüketilen sarımsağın besin değeri ihmal edilecek değerde olmasına karşın, sağlığımıza yararlı etkileri çok fazladır. Şöyle ki;

*Sarmısak, bedenin bağışıklık sistemini uyarır, yani antibiyotiklere benzer etkiler yaparak bedendeki enfeksiyonlara karşı savaşır: Bu bağlamda nezle, soğuk algınlığı, uçuk; mide, bağırsak ve mantar iltihapları, arpacık gibi bakteri, virüs ve mantarların oluşturduğu enfeksiyonlar sayılabilir.

*Kandaki kolesterol düzeyini düşürür: Yapılan araştırmalar, günde iki diş sarımsak yiyen kişilerin kolesterol düzeyinde, kısa dönemde %10'luk düşüşlerin gerçekleştiğini ortaya koymuştur.

* Sarmısak, kanı sulandırır ve kan dolaşımını hızlandırır: Bu sayede sarmısak, kalp krizi ya da felç geçirmeye neden olabilecek damar tıkanıklıklarını önler.
*Yüksek tansiyonu düşürür: Araştırmalar, makul düzeyde sarmısak alımının bile bu etkiyi sağladığını göstermektedir.

* Sarmısak, kan sekerinin düzeyini düşürür: Bu sayede bazı şeker hastalarına sarmısak yemenin iyi geldiği yapılan bilimsel araştırmalarla saptanmıştır.

*Bedenin kansere yakalanma rizikosunu azaltır. Yapılan araştırmalarda sarmısak tüketen kişilerde, özellikle mide kanserine yakalanma tehlikesinin azaldığı belirlenmiştir.

* Sarmısak kronik bronşiti önler, etkisini azaltır.

* Balgam, idrar, safra ve gaz söktürücüdür.

* İştahı açar ve sindirimi kolaylaştırır.

* Sarmısağın, afrodizyak (cinsel gücü artırıcı) etkileri bulunduğu, Doğu ve Batı kültürlerinde savunulmaktadır.

Sağlığımıza yararlı bu etkilerinden faydalanmak için, sarımsağın diyetimize katılması ve günde iki diş sarmısak yenmesi gerekir. Daha fazla tüketilmesi sarımsağın yararını artırmaz. Ayrıca sarımsağın yüksek sıcaklıklarda pişirilmesi sağlığa yararlı etkilerini azaltmaktadır. Kokusundan şikâyetçi olanlar için piyasada sarmısak kapsüllerinin satılmakta olduğunu da anımsatırız

http://www.lezzetvadisi.com/sebzelerin-faydalari/sarimsagin-faydalari.html

yok YorumYorum yazarmısın?Bağlantı

23/10/2009 - domuz gribi




DOMUZ GRİBİ’nden korunmak için basit fakat etkili önlemler.

 Aşağıda okuyacağınız önlemler Dr.Vinay Goyal tarafından herkesin yararlanabilmesi için yayınlanmıştır.

Dr.Vinay Goyal: Yoğun bakım ve Tiroit uzmanıdır. MBBS, DRM DNB.

20 yıldan fazla klinik tecrübesi vardır.

Hinduja Hastanesi, Bombay hastanesi, Saife Hastanesi, Tata Memorial hastanesi gibi önemli kurumlarda görev yapmıştır.

Şu anda Malad’da, Riddhiviayak Cardiac and Critical center’da Nükleer ilaç departmanı ve tiroit klinikleri şefi olarak görev yapmaktadır.

Mikrobun vücuda giriş noktaları yalnızca burun delikleri, ağız ve boğaz yoluyla olmaktadır. Çok bulaşıcı bir yapıya sahip olmasından dolayı her türlü önleme karşı H1N1 virüsüyle temas etmekten kaçınmak veya korunmak imkânsızdır. H1N1 virüsüyle temas etmek virüsün vücutta çoğalması kadar önemli değildir.

Sağlığınız yerinde ve H1N1 hastalık belirtileri göstermiyorken virüsün vücutta üremesini, belirtilerin daha da şiddetlenmesini ve ikincil enfeksiyonların gelişmesini önlemek için dikkatimizi N95 veya tamiflu gibi ilaçları stoklamaya vermek yerine çoğu bildirgelerde bahsedilmeyen bazı çok basit önlemleri uygulayabiliriz.

 1.      Ellerin sıklıkla yıkanması ( Bütün bildirgelerde bahsedilmiştir)

 2.     Hands-off-the-face” “Ellerinizle yüzünüze dokunmayın” yaklaşımı. Yemek, banyo ve yara bakımı gibi zorunluluklar dışında yüzünüzün herhangi bir yerine dokunmaktan kaçınınız.
 3.     Ilık tuzlu suyla günde iki kere gargara yapınız( tuza güvenmiyorsanız listerin kullanınız).  H1N1 ‘in boğaz ve burun boşluklarında çoğalıp enfeksiyona sebep olarak karakteristik belirtileri göstermesi için 2 -3 güne ihtiyacı vardır.  Sağlıklı bir kişinin ılık, tuzlu suyla gargara yapmasının etkisi hastalığa yakalanmış olan bir kişinin tamiflu kullanması ile aynıdır. Bu basit ucuz fakat güçlü önleyici yöntemi küçümsemeyiniz.
 4.     Yukarıdaki 3. Önleme benzer olarak; Burnunuzun içini en az günde bir kere ılık tuzlu suyla temizleyiniz.  *Günde bir kere burnunuzu sümkürün ve sonra ılık tuzlu suya batırılmış pamuk tamponlarla silerek temizleyiniz. Bu yolla burnunuzda bulunak virüs sayısını etkili bir şekilde azaltmış olursunuz.
5.     Narenciye suları gibi C vitamin bakımından zengin olan yiyecekler kullanarak doğal bağışıklığınızı güçlendiriniz. Eğer ilave olarak C vitamin kullanmak zorunda iseniz emilimi artırmak için mutlaka Çinko ile birlikte alınız.

 6.     Bitkisel çaylar, çay, kahve gibi sıcak veya ılık içeceklerden içebildiğiniz kadar çok içiniz. * Sıcak içecekler içmek gargara yapmakla aynı etkiye sahiptir fakat ters yöne doğru. Sıcak içecekler virüsleri yaşamaları mümkün olmayan ortama sahip olan mideye doğru yıkayarak götürürler. H1 N1 virüsü mide’de çoğalamaz, herhangi bir zarar veremez ve hayatiyetını devam ettiremez.

 Herkesin faydalanabilmesi için bu bilgiyi lütfen e-mail listenizde bulunan herkese iletiniz. 

Sağlıklı günler dileğiyle.

Dr.Vinay Goyal

 

yok YorumYorum yazarmısın?Bağlantı

21/9/2009 - hayatın anlamı

Eski zamanlarin birinde bir adam hayatin anlaminin ne olduguna takmis kafayi..
Buldugu hiçbir cevap ona yeterli gelmemis ve baskalarina sormaya karar vermis..
Ama aldigi cevaplarda ona yetmemis.Fakat mutlaka bir cevabi olmali diyormus..
Ve dolasip herkese bunu sormaya karar vermis.. Köy,kasaba,ülke dolasmis bu arada zamanda durmuyor tabiki ...
Tam umudunu yitirmisken bir köyde konustugu insanlar ona
-Su karsi ki daglari görüyormusun,orada yasli bir bilge yasar! istersen ona git belki o sana aradigin cevabi verebilir. " demisler.
Çok zorlu bir yolculuk sonunda Bilgenin yasadigi eve ulasmis adam. Kapidan içeri girmis ve bilgeye Hayatin anlaminin ne oldugunu somus..
Bilge sana bunun cevabini söylerim ama önce bir sinavdan geçmen gerekiyor demis ...
Adam kabul etmis..
Bilge bir çay kasigi vermis adamin eline ve içinede silme bir sekilde zeytinyag doldurmus. Simdi çik ve bahçede bir tur at tekrar buraya gel ... Yalniz dikkat et kasiktaki zeytinyag eksilmesin eger bir damla  eksilirse kaybedersin..
Adam gözü çay kasiginda bahçeyi turlayip gelmis.Bilge bakmis evet demis kasikta yag eksilmemis,peki bahçe nasildi? Adam saskin..
Ama demis ben kasiktan baska bir yere bakmadim ki...
Simdi tekrar bahçeyi dolasiyorsun kasik yine elinde olacak ama bahçeyi inceleyip gel, demis Bilge...
Adam tekrar bahçeye çikmis gördügü güzellikler büyülemis muhtesem bir bahçedeymis çünkü ...
Geri geldiginde bilge, adama bahçe nasildi diye sormus ...
Adam gördügü güzellikler karsisinda büyülendigini anlatmis..
Bilge gülümsemis ,ama kasikta hiç yag kalmamis demis ve eklemis :
"Hayat senin bakisinla anlam kazanir ya sadece bir noktayi görürsün hayatin akip gider sen farkina varmazsin..
Yada görebilecegin tüm güzelliklerin tam ortasinda hayati yasarsin akip giden zamanin anlam kazanir ... "
"Hayatinin anlami senin bakislarinda gizlidir"
yok YorumYorum yazarmısın?Bağlantı

4/9/2009 - sivrisineklere ölüm

bu sene yeni belediye olmamızın şerefine ilaçma vs yapılmadıgından mıdır yoksa etrafımızın agaçlık olmasından mıdır nedır sıvrısıneklerle mucadele yılımız oldu

Sivrisinekler icin cozum

Sivrisineklerden kurtulmak

Sivrisinekler, hastalık ( sarı humma – sıtma ) ve ısırdıktan sonra kaşıntılı rahatsızlığı veren zararlı hayvanlardır. 1 saatte 1 mile yakın mesafe kat edebilirler.Bir defada 200-300 arası yumurta yumurtlayabilirler.Küçük durgun su birikintileri ,bataklık ve çamurlu ortamlar çoğalmaları için yeterlidir.Eğer gerekli önlemi almaz iseniz 3,5 hafta gibi bir zaman içerisinde daha çok çoğalarak , onlardan daha çok nefret etmenizi sağlayacaklardır. Sivrisineklerin olmadığı bir hayat istiyorsanız, bir dizi önlemler almalısınız.Yada onların varlığından şikayet etmemelisiniz.

- Sivrisinekten kurtulmak için Önce onları nasıl kontrol edebileceğimize bakalım.-

- Eviniz bahçeli ise genişi bir balkonunuz varsa, çevrenizde size gerekli olmayan durgun su birikintilerinden kurtulun.Eskimiş oto lastikleri ,kovalar,boş duran saksıların içindeki sular olabilir.
- Bu su birikintilerinin olmaması sivrisinek lavraları’nın sizin bahçenizde olmaması anlamına gelir.

- Çöplerinizi kapalı olsun ve mümkün olduğunca biriktirmeyin.Çöp kokuları sivrisinekler için davetiyedir.


- Pencere ve kapılarınıza sinek ve sivrisineklerin gelmesini önleyecek dayanıklı tüller kullanın.

- Bebeğiniz ve çocuklarınızın yattığı yerlere, hatta kendi yatağınızda bile cibindirik kullanın. Çocuklarınıza daha n fazla zarar verebilir.

- Bahçenizde havuz ve akvaryum varsa mutlaka haftada bir temizleyin. Büyük bir havuza sahipseniz yeterli miktarda klorlandığından emin olun. İmkanınız varsa Havuz ve akvaryumunuza balık ve diğer su canlılarına zarar vermeyen ve larvaların ölmesini sağlayan “larvicide” ( larvalar için tablet ) koyun.

- Bahçe ve balkonunuzda sodyum lambaları kullanın. Sivrisineklerin daha az gelmesine ve elektrik tasarrufu yapmanızı sağlar.

Bu yazdıklarımız sivrisinekler için elbette çözüm değil. Ama bu önlemleri almamak kesinlikle onların çoğalmalarına ve size vereceği zararın devamı demektir.

Şimdi sivrisineklerden kimyasal ilaç kullanmadan, nasıl kurtulacağımıza bakalım.

-Listerine , sivrisineklerden kurtulmanın yollarından birtanesidir. Antibakteriyel özelliği olan listerin’in ağız ve diş sağlığı için kullanıldığını biliriz. Oysa sivrisineklerin düşmanıdır. Sprey olarak kullandığınızda sivrisinekler yaklaşmaz.Doğal ve yan etkisi yoktur.Diğer bazı haşere’leri de sizden uzak tutar.
-Kedinanesi yağı yada nane yağı, Çay ağacı yağı, okaliptus ve su karışımı ile hazırlayacağınız silüsyonları sürmek, sivrisineklerin ısırmaması için sürdüğünüz “deet” tarzı sivrisinek kovucudan daha etkili ve zararsızdır. Ayrıca 10 kat daha etkilidir. Kedinanesi yağı yada Kedinanesi içeren kremleri sivrisineklere çözüm olarak kullanabilirsiniz.
-Citronella mumu, Evinizde balkonunuzda sivrisinekleri kovmak için Citronella mumu veya Citronella mumu içeren kandil kullandığınızda. Bulunduğunuz ortama sivrisinekler gelmeyeceklerdir. Ayrıca Citronella yağı ve bilekliğide kullanabilirsiniz.
-Vaniya, Saf vanilya parçasını yatarken nabız noktalarına sürmeniz , size sivrisinek’lerden uzak ve rahat bir uyku sağlar.
-Bahçe yada Balkonunuzda Sarımsak , biberiye ,kadife çiçekleri ekerseniz kokusundan rahatsız olurlar , onlar için doğal bir engeldir.
-Yine Açık havada mangal yaparken sizrisinek sizleri rahatsız ediyorsa, yanan mangala adaçayı ve biberiye atarak onları uzaklaştırabilirsiniz.

Sivrisineklerden kurtulmak için bir sülüsyon hazırlayalım
- 2 Bardak Su
- 4 Damla Lavanta Yağı
- Bulabilrseniz birkaç damla hint Limonu
- Nane yağı ( Bulazsanız Taze nane )
- Bir miktar Biberiye
- Bir miktar Adaçayı

Hepsini sprey bir şişede Güzelce karıştırıp bekletin. Alın size doğal haşere kovucu. Bu hazırladığınız karışımı Vücudunuza sürebilirsiniz. Sinek, sivrisinek, Yakarca, Bit, pire, Yaprak bitleri, Uçan karınca, Kırkayak, arı gibi haşereleri kovalamak,kurtulmak için kullanabilirsiniz.

Sivrisineklerden bahsetmişken , yakarcalar'ı ( Tatarcık -yakarcık ) unutmadık. Aslında sivrisineklerden daha tehlikeliler. Çünkü onlar daha fazla hastalık yayabiliyorlar , sessiz olmalarıda cabası. Yakarcalardan kurtulmak için doğal çözüm , şimdilik sivrisinekler için kullandığımız yöntemleri kullanmak.
1 YorumYorum yazarmısın?Bağlantı

24/8/2009 - 27 agustos

UNUTMAYIN :27 AĞUSTOS 2009 


 27 ağustos gecesi  30 dakika gökyüzüne bakın.
Mars , Yıldızlı gökyüzünde en parlak gezegen olacak. Dünyamızdan 34,65 milyon mil uzaklıkta olamasına rağmen Dolunay kadar büyük olacak.
Dünyanın sanki 2 Ay'ı!!!!! varmış gibi çıplak gözle görebileceğiz.. 
Bu olay gelecek sefer 2287 yılıda gerçekleşecek.
Bu bilgiyi arkadaşlarınızla paylaşın zira şu anda hayatta olan hiç kimse bu olayı ikinci kez göremiyecek ...
Bir de dilek tutmayı unutmayın
1 YorumYorum yazarmısın?Bağlantı

5/8/2009 - kandiliniz mübarek olsun

Berat Gecesi Namazı -I

Şaban ayının on beşinci gecesi kılınacak olan namaz ; yüz rekattır. Bu namazın her rekatında, Fatihadan sonra on kere ihlas süresi okunur. Yüz rekat kılan kişi bin defa ihlas süresini okumuş olur.
Bu namaza hayır namazı da denmiştir. Geçmiş büyükler bu namazı toplu halde cemaatle de kılmışlardır. Bu namazın çok fazileti olduğu gibi, hesaplanama-yacak kadarda çok sevabı vardır.

Hasan-ı Basri Rahmetullahı Aleyh'den gelen rivayete göre:
"Otuz sahabeden dinledim, bu namaz için şöyle dediler: "Her kim bu namazı, berat gecesi kılar ise. ALLAH-u Teala'nın yetmiş rahmet nazarı ona ulaşır. Her nazarda, kendisinin yetmiş ihtiyacı yerine gelir. Bunların en küçüğü, ALLAH-u Teala'nın mağfiretidir.


Berat Gecesi Namazı -II

Berat gecesi kılınan namazlardan biride iki rekat olarak kılınır.
Birinci rekatta Fatiha okunduktan sonra kısa bir sure okunarak rükuya gidilir. Rükudan doğrulur ve secdeye gidilir. Secdede uzun sure kalınır, bu konuda belli bir tahdit yoktur, ne kadar dayanabilirsen.
İkinci rekatta da aynı şekilde Fatihadan sonra kısa bir sure okunur. İlk rekatta olduğu gibi secdeye gidildiğinde yine uzun sure secdede kalınır. Gücünüzün yettiği kadar. Secdeden kalkılır tahiyatta okunacaklar okunur ve selam verilir. Selam ile birlikte eller dua için alemlerin Rabbine kalkar...
Bu namaz hakkında Hz. Aişe RadıyALLAHu An-hum'a validemiz, Resulullah SallALLAHu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir.
-"Ya Aişe, bu gecenin nasıl bir gece olduğunu bilir misin? Bende
-"En iyisini, ALLAH ve Resulü bilir." Dedim. Şöyle buyurdu:
-"Bu gece şaban ayının yarısıdır. Dünya işleri ve kulların işleri bu gece Yüce Hakka arz edilir. Bu gece cehennemden azat edilenlerin sayısı; kelb kabilesinin koyunları sayısı kadardır. Bu gece bana izin verir misin"?
-"Olur" dedim. Kalkıp namaza durdu. Ayakta durması hafif oldu. Fatiha suresini okudu; sonra da küçük bir sure okudu. Gecenin yarısına kadar secdede kaldı. Daha sonra ikinci rekata kaktı. Ayakta iken, birinci rekatta okuduğu kadar bir şey okudu. Sonra yine secdeye vardı. Bu secdede dahi, tan yeri ağarıncaya kadar kaldı. Secdede o kadar kaldı ki, bunun için Yüce ALLAH ruhunu aldı sandım. Bana gelmesi uzayınca, kendisine yaklaştım. Hatta ayaklarına elimi sürdüm. Hareket ettiğini görünce rahatladım. Secdesinde şöyle dediğini işittim:
"Azabından affına sığınırım. Dargınlığından rızana sığınırım. Senden sana sığınırım. Şanın yücedir. Sen kendi zatını övdüğün gibi, seni övemem..."
Sonra kendisine sordum: "Ya resulullah, bu gece secdende bir şeyler okuduğunu duydum. Bunları daha önce okuduğunu hiç duymamıştım. Böyle demem üzerine, bana sordu: "Sen onları öğrenebildin mi"? Bu sorusuna karşılık: "Evet" deyince, şöyle buyurdu:
"Onları hem sen öğren, hem de başkalarına öğret."
Berat Gecesi Duası

Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bu gece Rabbine şöyle dua etmiştir:
"ALLAHım, azabından affına, gazabından rızana sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen Kendini sena ettiğin gibi yücesin."11

Berat Duası

Bazı mâna büyüklerinin de şöyle bir duası vardır:
"ALLAHım, şayet ismimi saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. Şayet ismimi şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, 'ALLAH dilediğini
siler yok eder, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i Mahfuz Onun katındadır."12
Bu idrak ve şuur içinde ihya edeceğimiz Berat Gecesinin hepimiz için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Haktan niyaz edelim.
Şâban ayının on beşinci gecesi Beraat gecesidir.

Tefsirlerde bu gece ile ilgili olarak şu şekilde izahlar yer almaktadır: Vergi ödendiği zaman nasıl ki vergi borçlusuna borcundan kurtulduğunu gösteren bir belge veriliyorsa, ALLAH Azze ve Celle de Berat Gecesinde mü’min kullarına berat yazar. Zaten bu gecenin dört adı vardır: Mübarek Gece”, “Berae Gecesi”, “Sakk Gecesi. Belge ve senet. (ALLAH Teala bu gece mü’min kullarına beraet yazar)”, “Rahmet Gecesi.”
“Berat, beraet” kelimesi “el-berâe” kelimesinin Türkçedeki kullanılış şeklidir. Beri olmak, aklanmak, temiz ve suçsuz çıkmak demektir.

“Berâet” iki şey arasında ilişki olmaması, kişinin bir yükümlülükten kurtulması veya yükümlülüğünün bulunmaması anlamına gelmektedir. Mü’minlerin bu gece günah yüklerinden kurtulup İlâhî bağışa ermeleri umulduğu için de Beraat Gecesi denmiştir.
Bir kısım âlimlerin, kıblenin Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’dan Mekke’deki Kabe istikametine çevrilmesinin Hicretin ikinci yılında Beraat Gecesinde gerçekleştiğini kabul etmeleri de geceye ayrı bir önem kazandırmaktadır.

Şöyle denilmiştir: Yeryüzündeki Müslümanların iki bayram günü olduğu gibi, göklerdeki meleklerin de iki bayram gecesi vardır. Meleklerin iki bayram gecesinden biri, Şâban ayının on beşinci gecesi olan Beraat gecesi; diğeri ise Kadir gecesidir.
Müslümanların iki bayram günü ise; Ramazan ve kurban bayramı günleridir. Bu sebeple Şâban ayının on beşinci gecesi olan Beraat gecesi meleklerin bayram gecesi olarak isimlendirilmiştir.
Beraat gecesine ‘Kefaret gecesi’ de denilir. Bir hadis-i şerifte, “Kim bayram gecesini ve Şâban ayının on beşinci (Berat) gecesini ibadetle ihya ederse, kalplerin öldüğü günde o kişinin kalbi ölmez” (İbn Mâce) buyrulmuştur.
Bu gecenin bir adı da “şefaat gecesi”dir. Bunun delili şu hadis-i şeriftir:
“Resûlullah (s.a.v) Şaban ayının on üçüncü gecesi ümmetine şefaat etmek için dua edip yalvardı; kendisine, ümmetinin üçte birine şefaat etme izni verildi. On dördüncü gecesi yine dua edip yalvardı; bu sefer üçte ikisine şefaat etme yetkisi verildi. On beşinci gecesi bir daha yalvardı, bu sefer de, kaçak develer gibi ALLAH’tan kaçanlar dışında bütün ümmetine şefaat etme izni verildi.” (Ebû Davud)

Bu gecenin diğer bir ismi de “mağfiret gecesi”dir. Şu hadis-i şerif buna işaret eder:
“ALLAH Teala (c.c) Şaban’ın on beşinci gecesi kullarına nazar eder ve yeryüzünde bulunanlardan şirk koşanlarla haset edenler hariç, bütün müminleri mağfiret eder.” (İbn Mâce)

Diğer hadislerde, bu affın dışında tutulanlar içinde, haksız yere cana kıyanlar, anne babasına asi olanlar, sürekli içki içenler ve akraba ile hukukunu kesenler de zikredilmiştir.
Beraat gecesi,Rabbimiz tevbe, istiğfar ederek pişmanlık duyan günahkârların cümlesini affedeceğini bildiriyor. Ancak şu sekiz sınıfın KESİN TEVBE ETMEDİKÇE bu aftan istifadelerinin olamayacağını da işaret ediyor:
1-ALLAH’a şirk koşanlar.
2-Ana-babalarına isyan eden, onların kablerini kırıp gönüllerini yıkanlar.
3-İçkiye devam edenler.
4-Falcılık edip gelecekten haber verenler.
5-Din kardeşine besledikleri kinden vazgeçmek istemeyenler.
6-Adam öldürmekten pişmanlık duymayanlar.
7-Nikâhsız aile ile yaşayanlar.
8-Akrabalarıyla alâkayı kesip ihmal edenler.

Şüphesiz ki bu günahların sahipleri bu gecede derin bir tevbe, istiğfarda bulunur da, kesin pişmanlık haline girerlerse ilâhi aftan yararlanırlar.İnsanlaraın aftan yararlanamama sebebi kesin, bir dönüş yapmayışları, ciddi bir tevbe, istiğfar haline girmemeleridir.


Beraat Gecesinin Özelliği ve Önemi:

Nasıl dünya işlerimizde genellikle yıllık bir kar zarar hesabı yapıyor ve bu hesaba göre gelecekle ilgili plan ve program hazırlıyorsak ; ahiretimizle ilgili hesapları da yapmamız gereklidir.Bu muhasebenin vakti üç ayların içindedir. Beraat Kandili ile başlayıp Kadir Gecesiyle biten devreye rastlar.
Duhan Sûresinin 2., 3. ve 4. âyetlerinin Beraat Gecesinden bahsettiği bildirilmektedir. Âyetlerin meali şöyle:

“O apaçık kitaba and olsun ki, biz onu gerçekten mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz onunla insanları uyarmaktayız. Bütün hikmetli işler o gecede tefrik olunur.”
Bu âyetler hakkında iki görüş vardır. Çoğu tefsir bilginlerinin görüşüne göre, bu mübarek gece Kadir Gecesidir. İkrime bin Ebi Cehil’in de dahil olduğu bir grup alim ise; bu gecenin Beraat Gecesi olduğunu söylemişlerdir. Her iki tefsiri birleştiren diğer bir görüşe göre de, hikmetli işlerin ayırımının yapılmasına Beraat Gecesinde başlanmakta ve bu işlem Kadir Gecesine kadar devam etmektedir. Bu hikmetli işler nelerdir ve âyetin mânası nedir?
Yıllık kader programı:

İbni Abbas’tan rivayet edildiğine göre, hikmetli işlerin birbirinden ayırd edilmesi şu şekilde cereyan etmektedir:
Bu seneden gelecek seneye kadar meydana gelecek olayların hepsi ayrı ayrı melekler tarafından defterlere yazılır. Rızıklar, eceller, zenginlik, fakirlik, ölümler, doğumlar hep bu esnada kaydedilir. O yılki hacıların sayısı bile bu devrede takdir olunur. Herkesin ve her-şeyin o sene içindeki mukadderatı kaydedilir.
Rızıkla alakalı defterler Mikail Aleyhisselâma verilir.
Savaşlarla ilgili defterler Cebrail Aleyhissalama verilir.
Ameller nüshası dünya semasında görevli melek olan İsrafil’e verilir ki bu büyük bir melektir.
Ölüm ve musibetlerle ilgili defter de Azrail Aleyhisselâma teslim edilir.
Fahreddin er-Râzî”nin açıklamasına göre bu defterlerin düzenlenmesi Berat Gecesinde başlar, Kadir Gecesinde tamamlanarak her defter sahibine teslim edilir. (Hülâsâtü’l-Beyân. 13:5251.)
Kur’ân’ın bu gecede indirilmesi meselesine ise şöyle bir açıklama getirilmektedir:
Beraat gecesi, Kuran-ı Kerimin Levh-i Mahfuzdan dünya semasına toptan indirildiği gecedir. Buna inzal denir. Kadir gecesinde ise Peygamberimize ilk kez ve parça parça indirilmeye başlanmıştır. Buna da tenzil denir.
Beraat Gecesi ibadeti:

Bu geceyi ibadet ve taatle geçirmenin pek çok sevabı ve feyzi vardır. Bu konuda Resul-i Ekrem (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
Şaban ayının yarısı (Beraat gecesi) olduğunda, gecesinde kalkın ibadet edin, gündüzünde de oruç tutun! Muhakkak ki yüce ALLAH, o günde dünya semasına iner ve imsak vaktine kadar şöyle der: “Affedilmeyi dileyen yok mu, affedeyim. Rızık isteyen yok mu, rızık vereyim. Şifa dileyen yok mu, şifa vereyim. Şunu isteyen yok mu vereyim” (İbn Mâce)
Bu geceye mahsus belirli bir ibadet yoktur.Gecenin manevi değeri dolayısıyla çokça tevbe ve istiğfarla, namaz, Kur’ân tilaveti, zikir ve salavatla, hayır dualarla geçirilmesi, bu gece vesilesiyle muhtaçlara yardım ve benzeri hayırlı amellere özel bir önem verilmesi müstehaptır. Kaza namazının kılınması daha isabetli olacaktır.
Beraat Gecesi Duası :

Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bu gece Rabbine şöyle dua etmiştir:
“ALLAH’ım, azabından affına, gazabından rızana sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen Kendini sena ettiğin gibi yücesin. (et-Tergib ve’t-Terhîb, 2:.119, 120.)

Beraat Duası :

Bazı mâna büyüklerinin de şöyle bir duası vardır:
“ALLAHım, şayet ismimi saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. Şayet ismimi şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, ‘ALLAH dilediğini siler yok eder, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i Mahfuz Onun katındadır. “
( 12 Ra’d Suresi, 39; Mecmuatü’l-Ahzab, 1:597)
Bu idrak ve şuur içinde ihya edeceğimiz Beraat Gecesinin hepimiz için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ederim.
Selam ve Duâ ile…!

1 YorumYorum yazarmısın?Bağlantı

17/6/2009 - tuz

Gecenlerde bir supermarkette  alisveris yaparken cok yasli bir kadin
eline bir tuz paketi almis gorevliye soruyor: ''Yavrum bunun uzerinde
kaya tuzu mu, gol tuzu mu..... v.s. yazmiyor. Ben kaya tuzundan imal
edilenini almak istiyorum.''.
         Once kadincagizin yaptigini bir yaslilik davranisi zannettim.
Inceledim, sordum sorusturdum, meger kadincagiz hakliymis. Simdi ben
de uzerinde kaya tuzu yazanlari satin almaya calisiyorum.


Hatirlarsiniz buna benzer bir ileti de seker icin dolasmisti.

Megerse ulkemizde seker, pancardan imal edildigi gibi genleriyle
oynanmis misirdan da imal ediliyormus (bunun arkasinda da maalesef
bizim prenslerimiz varmis). Simdi ben, paketin uzerinde ''yuzde yuz
pancar sekerinden imal edilmistir'' yazisini gormezsem satin
almiyorum.




Artık tuz yemeyin yedirmeyin !  Nedenine gelince aşağıdaki yazıyı
okuyun. Neden yememeniz gerektiğini anlayacaksınız.

TUZ GÖLÜ

Aşağıdaki bilgiler maalesef doğru...

Sonra; Türkiye neden kanserden kırılıyor..' diye soruyoruz...! ?

Tuz Golü, Van Gölü'nden sonra ülkemizdeki ikinci büyük golüdür...
Uzunluğu 80 km olan Tuz Gölü'nün genişliği 48 kilometreyi bulur...
Geniş bir alanı kapsamasına karşılık çok sığ bir göldür... Dünyanın en
tuzlu gollerinden biridir... Litresinde 329 gram gibi çok yüksek
oranda tuz ihtiva etmektedir.. . Gölün bu özelliğini değerlendirerek
tuz elde etmek amacıyla kıyılarında çok sayıda tuzla kurulmuştur.. .
Bu tuzlalardan elde edilen tuz Türkiye'nin gereksinimi olan tuzun
büyük
bölümünü karşılamaktadır. ..

Türkiye'nin oldukça kurak bir yerinde yer alması nedeni ile bu sığ
bölgelerde çok yoğun bir şekilde buharlaşma görülür... Doğu kısmındaki
körfez dışında tümüyle kuruyan Gölün tabanında, kalınlığı yer yer 30
cm.'yi bulan mevsimlik bir tuz katmanı oluşmaktadır.. . Tuz Gölü'nün
en derin yeri sadece 2 m.'dir. Öteki kesimlerin derinliği sadece
santimetrelerle ölçülebilmektedir.



Göle dökülen en önemli akarsular? Peçeneközu deresi' ile Melendiz
çayı'dır. Coğrafya bilgileri aynen böyle diyor. Coğrafya bilgilerine
girmemiş aci gerçek ise şudur:

Tuz Gölüne dökülen en büyük akarsu Konya' nın şehir kanalizasyonudur.
..  Çumra yönüne verilen kanalizasyon bu doğrultu üzerinden maalesef
herhangi bir arıtmaya tabi tutulmadan doğrudan Tuz Gölü'ne
akıtılmaktadır. ..

Bir milyonu gecen şehir nüfusunun sanayi artıklarını da taşıyan şehir
kanalizasyonu bizlere iyotlu ya da iyotsuz tuz olarak geri
dönmektedir.. .

Bu faciaya dur demek ve tuzun kokmasına fırsat vermemek için her
sorumlu vatandaşın üzerine düşen görevi yerine getirmesi gerektiği
inancı ile bu mesajı ulaşabileceğimiz her kişiye gönderelim ve
ilgilileri göreve davet edelim.... Yoksa hepimizin yemeğinde
Konya'lıların katkısı olmaya devam  edecek.'
1 YorumYorum yazarmısın?Bağlantı

20/5/2009 - hayat seçtiğin kadındır

Hayat Kat Kattır. 

Evvel zaman içinde Memleketin birinde 90 yaşlarında fakat çok dinç ve genç görünümlü bir adam yaşarmış? Çevresinde bulunan herkes ona çok özenir ve sorarlarmış 

 

"bu gençliğin sırrı nedir"  diye. İhtiyar delikanlı güler geçermiş her soruldukça bu soruya…Ama sorular sık, soranlar çoğalınca  cevap vermek vacip olmuş sanki. 

 

Düşünmüş nasıl anlatırım bu sırrımı kolayca herkese. Sonra karar vermiş tüm meraklıları yemeğe davet etmeye evine."Bu davette size sırrımı açıklayacağım" demiş. Herkes merakla davete gelmiş.Yemekler yenilmiş, içilmiş, sohbetler edilmiş vakit iyice gecikmiş.Ama gençlik sırrı ile ilgili tek kelam edilmemiş.Herkes konu ne zaman açılacak diye merak ederken adamcağız huri gibi sevimli hanımına seslenmiş.

 

"Hatun , şu kilerden bir karpuz getirirmisin bize sana zahmet!.." Hanım hemen doğrulmuş kilere giderek kaş ile göz arasında gidip bir karpuz getirmiş. Adamcağız şöyle eliyle bir vurmuş tık tık diye sonra da :

 

" Bu olmamış hanım, güzel çıkmayacak, başka getirir misin bir zahmet" demiş. Hanım onu götürmüş bir tane daha getirmiş.Adam onu da bir yoklamış yine beğenmemiş.

 

"Hanım sana yine zahmet olacak ama bu da olmamış başka bir tane getirir misin" demiş. Başka istemiş?. Bu böylece dört sefer daha tekrarlanmış . Dedemiz beşincide karpuzu beğenmiş ve karpuz kesilmiş, misafirlere ikram edilmiş?. Herkes karpuzunu afiyetle yerken bizim dedicik sormuş.

 

"Eeeee?. Arkadaşlar işte benim gençliğimin sırrı burada anladınız mı??" Herkes birbirinin yüzüne bakmış.Kimse bişey anlamamış..

 

"Aman dede demişler nerde? Anlamadık biz bu sırrı!" Dedecik gülmüş.

 

"Efendiler" demiş

 

"O gördüğünüz karpuz kilerde bir tanecikti, tekti. Ben hanıma git de başka getir dedikçe o kilere gidip geliyor aynı karpuzu getiriyordu. Bir kere bile (aman be adam, delimisin nesin şu tek karpuzu ne taşıtttırıyorsun bana defalarca…) demedi. Beni sizin önünüzde mahcup  duruma düşürmedi.İşte bütün bu gençliğimi hanımıma borçluyum."

 

"Biz birbirimizi hiç başkalarının önünde zor duruma düşürmeyiz. Aile içindeki hiçbir şeyi dışarıya yansıtmayız.Hep birbirimize destek olur, dert ortağı olur, yardım ederiz. Birbirimizle ilgili olan problemleri yine birbirimize anlatırız.İyi kötü her olayı da birlikte paylaşırız." Demiş.

   

SENİN NE ANLATTIĞIN DEĞİL,

İNSANLARIN NE ANLADIĞI ÖNEMLİDİR.

SENİ ANLAYAN BİRİNE ANLAT.

ANLAŞILMIYORSAN SUS Kİ,

ANLATTIĞINI ANLATMAK ZORUNDA KALMAYASIN!

 

Hayatınız seçtiğiniz kadındır….

Zevkli bir kadına rastlarsanız, ZEVKİNİZ,

bilgili bir kadına rastlarsanız BİLGİNİZ,

zeki bir kadına rastlarsanız ZEKANIZ gelişir.

 

Hayat kat kattır. 

Babil'in Asma Bahçeleri gibi teraslar halinde yükselir ve bir terastan bir terasa sizi kadınlar götürür.

Ve bugün durduğunuz teras ,

seyrettiğiniz manzara,

gördüğünüz hayat

yanınızdaki kadının terası, 

manzarası ve hayatıdır. 

 

Hayatınız seçtiğiniz kadındır

1 YorumYorum yazarmısın?Bağlantı

28/4/2009 - tatil

bu sene leyleği havada gördüm ve ilk tatilime çıkıyorum 20 günlük bi memleket tatili ile sezonu açıyorum Çanakkale Çan güzel memleketim şimdi heryer yemyeşil mis gibidir ...

2
Kahramanımız 'Seda SAYAN' yine bir sabah elleri belinde, programını sunuyor. O sırada bi canlı bağlantı olur  ve... Seda SAYAN:
- AAloooğğğ kiminle görüşüyoruz ? 
- Ben Mustafa;
- Naber lan Mustafa ?
- Nerden arıyosun bizi Mustafa ?
- Şişli'den.
- Ne iş yapıyon lan Mustafa?
- Belediye başkanıyım...
(Mustafa SARIGÜL)
 

3
İsmet Badem bir basketbol maçında seyircilerin arasına çıkar ve bir kızla röportaja başlar.
Badem: sizin gibi güzel bayanları salonlarda görmekten çok mutlu oluyorum. Basketbola bu ilgi nereden?
Kız: ben Efes kızlarından biriyim zaten.
Badem: Aaa öyle mi çıplak değilsin ya tanıyamadım.
Bu diyalogdan sonra anlatım masasında olan Murat Murathanoğlu kopmuştur ve ekranları başında izleyen milyonların söylemek istediklerine tercüman olmuştur.
Murathanoğlu: Ya İsmet bi de sana bu iş için para veriyorlar değil mi?
 
4
Esra Ceyhan'ın programında da böyle anlardan çok yaşanmıştır şöyle ki, yeni piyasaya çıkmış birini konuk etmiştir Esra hanım, sohbet ederler, Esra hanım her zamanki gibi başlar yalakalıklarına, kasetiniz çok güzel olmuş geçen hafta aldım evde arabada her yerde dinliyorum demesi üzerine yeni yetmenin kasetim daha çıkmadı haftaya çıkacak demesi.
 
5
Sokakta kurban kesen insanlarla röportaj yapan NTV muhabirinin bir vatandaşımızla yaşadığı diyalog:
- Burada sağlık açısından elverişsiz koşullarda beklettiğiniz bu etleri yemeyi düşünüyor musunuz?
- Yok, bacım, eşe dosta dağıtacağız.

   
6
Mustafa Denizli'nin ATV de bizim stadyumu sunduğu dönemdeki hakemliği yeni bırakan Erman Toroğlu'nu anons ederken 'tartışmasız Türkiye'nin en büyük düdüğü' demesi Erman Toroğlu'nun afallaması.
 
7
Bir Cevizkabuğu programı, konuk Zekeriya Beyaz;
ZB: Şimdi, sayın cevizkabuğu.. .
HC: Cevizoğlu efendim.
 

8
Reha muhtar telefondaki adama fırça atıyor.
- Bütün bunları nasıl yaptın ha? cevap ver??
- Bakın efendim şöyle izah edeyim...
- Sus konuşma, hala utanmadan izah ediyorsun..cevap versene??!
 
9
Reha Muhtar: kaza nasıl oldu anlatır mısınız?
Mağdur (kaza sonrası yatakta yatmaktadır): kamyon karşı yoldan bizim taraf geçti ve kafadan çarptı.
RM: Peki o sırada ne düşündünüz?
Mağdur: Valla pek bir şey düşünemedik Reha Bey.
RM: Anlıyorum ama o sırada düşündüğünüz ilk şey neydi?
Mağdur: Bir şey düşünemedik, zaten çok kısa sürede oldu.
RM: yani efendim, o orta şeridi aşıp üstünüze gelirken, aklınıza ne geldi?
Mağdur: Hatırlamıyorum.
RM: Peki efendim.
 
10
Acun firarda pr ogramında, Acun'un yurtdışında bir barda önüne gelen kıza sarkıntılık yapıp yılışan bir tipi gösterip, 'görüyorsunuz sayın seyirciler magandalık sadece Türklere özgü değil, Avrupa'da da magandalar var' demesi, ardından o kişinin gelip, 'abi nasılsın? Ben de Türküm' demesi.
 
11
Satanist hikâyelerin revaçta olduğu günlerde, abuk TV programlarının birinde, Atina da satanist olduğunu iddia eden bir arkadaşla, röportaj yapan muhabir arasındaki diyalog;
Muhabir -  peki siz gerçekten bakire kızları mı kurban ediyor musunuz?
Satanist - yok be abi, Atina da bakire kız ne arar...
 
1 YorumYorum yazarmısın?Bağlantı

<- ¤AnaSayfa¤Sonraki Sayfa ->