28/1/2010 - ne güzel cahildik

 

Dışarıda kar...
Ama kuzine içten içe öyle yanıyor ki.
Kuzinenin üzerinde demir maşa...Maşanın üzerinde de ekmek dilimleri.
Aydınlık bir kış sabahı ve kızarmış ekmek kokusu...

Sucuk lükstü.
Yumurta lezzetli.

Ekmek her zaman ekmek gibi...
Bir kez olsun kümesten yumurta almamış, bir kez olsun o kızarmış ekmeğin kokusunu duymamış ve fakat alışveriş merkezlerinin restoran katlarında, boğucu bir gürültü ve havasızlık içinde hamburger keyfine fit olmuş çocuklar ve gençler için ben ne kadar yaşlıyım...

Dışarıda kar...
İçeride kanaat...
İçeride huzur...

Televizyon yoktu.

Gazete de her zaman olmazdı.
Öyle güzel cahildik ki, keyfimiz bozulmazdı hiç!
Portakal kabuklarını sobanın üzerine dizer, kokusuna râm olurduk.
Kestane közlemek bütün bir gecenin mutluluğuydu.
Sonra illa ki, büyüklerin anlattığı hikâyeler, hatıralar...
Birçoğu arızalı ve tedaviye muhtaç beyinlerden çıkma dizilerin ve filmlerin açtığı hasarlar yerine, geniş ve besleyici bir masal dünyası...

Lezzet bir tarafa, kokuya da hasret kalacağımız kimin aklına gelirdi?
Ekmeklerimiz el değerek üretilirdi, sağlıklıydı, lezzetliydi ve mis gibi kokardı.

Çay da kokardı...
Domates de...
Bütün bu nefasete, küçücük bir bakkal dükkânının zenginliği yetiyordu.

Dışarıda kar...
İçeride huzur...
Zam endişesi, doğal gazın kesilme korkusu, yolda kalma telaşı, rejim tehlikesi... Kimin umurunda...
Ne güzel cahildik.
Mutluluğun resmini çiziyorduk...

Yazarı bilinmiyor.

yok YorumYorum yazarmısın?Bağlantı

20/1/2010 - saat kaç?

 

 

Lütfen yukaridaki linke tiklayiniz.

Sadece saati değil, seçtiginiz ülkenin başkenti, uluslararası kodu, telefon kodu, para birimi,illere gore hava durumu bilgilerini de veriyor..

 

yok YorumYorum yazarmısın?Bağlantı

18/1/2010 - süper

BOYLE GUZEL SEY OLAMAZ ...Aşağıdaki linki tıklayın ...Boya fircasina bi dokunun, gerisini seyredin ...
  

yok YorumYorum yazarmısın?Bağlantı

18/1/2010 - kıssadan hisse

 

Kıssadan hisse....

O gün gökyüzünde şimşekler çakıyor, yağmur bardaktan boşanırcasına yağıyordu.

Küçük kız her sabah olduğu gibi annesinin sesiyle uyanmış, kahvaltısını etmiş ve okuluna gitmek üzere yola çıkmıştı.Ancak şimşekler birbirinin peşi sıra o kadar gürültüyle çakıyordu ki, küçük kızın annesinin içini bir endişe kaplamıştı.

Anne, yavrum bu havada yolda yürürken korkmasın diye düşündü. Sırtına bir şey geçirdi ve sokağa fırladı. Okul yolunda kızını aramaya başladı...

Derken bir de baktı ki, kızı az ileride minik adımlarla yürüyor, şimşek çaktığı anda durup gökyüzüne bakarak gülümsüyordu.Anne kızının bu davranışına pek bir anlam veremedi; meraklandı.Yanına yaklaşıp sordu: Yavrum, hiç korkmadın mı bu havada yalnız yürümekten?

Hem ne zaman şimşek çaksa durup yukarı bakarak öyle ne yapıyorsun?

Küçük kız cevap verdi: Gülümsüyorum... Çünkü Tanrı fotoğrafımı çekiyor.

Yaşamı nasıl algılıyorsak öyle yaşıyoruz diyenler yanılmıyorlar galiba.

__._,_.___

 

 

 

0 YorumYorum yazarmısın?Bağlantı

8/1/2010 - genelev

Küçük kasabanın birinde,
bir caminin tam karşısında arazisi olan adam,
arazisi üzerine bir genelev inşa etmeye başlamış.
İmam ve cemaat buna şiddetle itiraz etmişler,
ancak mal sahibinin kendi arazisi üzerine
nasıl bir iş yeri açacağına da
yasal olarak karşı çıkamamışlar.
Tüm cemaatin tek yapabildiği şey,
imamın öncülüğünde bu genelev için
hergün beddua etmekten öteye geçememiş.  
İnşaat ilerlemiş ve açılışına birkaç gün kala
her nasılsa şiddetli bir yıldırım düşmesi sonucu
genelev yerle bir olmuş.  
Caminin cemaati
bu olaydan duydukları büyük memnuniyeti
saklamaya gerek görmemişler,
ancak genelev sahibi adam,
cami imamının ve cemaatin
direk veya indirek olarak
bu hasardan sorumlu oldukları iddası ile
camiye karşı tazminat davası açmış.  
Cami imamı ve cemaat,
savcılığa verdikleri savunmalarında
bu konuda herhangi bir şekilde
sorumlu tutulmalarına şiddetle itiraz etmişler,
Bu olayın
kendi dualarından dolayı meydana gelmiş
olabileceği iddiasını da kabul etmemişler.  
Gerekli tüm belgeler tamamlanıp
mahkemeye günü geldiğinde
hakim dosyayı dikkatle incelemiş ve
taraflara dönüp:  
"Bu konuda
nasıl bir hüküm verebileceğimi bilmiyorum," demiş.
....Ancak dosyadaki tutanaklara bakarsak
ortada tuhaf bir durum var.
Taraflardan birisi
duanın gücüne inanan bir genelev sahibi,
diğeri ise
duanın gücüne kesinlikle inanmayan
bir imam ve cemaati...!"
 
 
Nefis bir anektod..
Aynen günümüzde olduğu gibi
Kimi di nsizlerin menfaat ve çıkarları uğruna
nasıl dindar gözüktükleri ile,
kimi dindarların
çıkarları uğruna
nasıl dini inkar ettiklerinin hikayesi..
 
 
1 YorumYorum yazarmısın?Bağlantı

4/12/2009 - zararlı alışkanlıklar

 beyine zarar veren alışkanlıklar

 

1. No Breakfast (Kahvaltı etmemek)
People who do not take breakfast are going to have a lower blood sugar
level. This leads to an insufficient supply of nutrients to the brain
causing brain degeneration.

(Kahvaltı etmeyen kişiler, düşük bir kan şekeri seviyesine sahip olur. Bu durum beyin için yetersiz besin tedarik edilmesine ve sonunda beyin dejenerasyonuna yol açar.).
 
2 . Overeating (Aşırı ısınma)
It causes hardening of the brain arteries, leading to a decrease in mental
power.
(Beyin arterlerinin sertleşmesine neden olarak, zihin gücünün azalmasına yol açar).

 

3. Smoking (Sigara içmek)

It causes multiple brain shrinkage and may lead to Alzheimer disease. (Çoklu beyin büzülmesine neden olur ve Alzheimer hastalığına yol açabilir).

 

4. High Sugar consumption (Yüksek şeker tüketimi)

Too much sugar will interrupt the absorption of proteins and nutrients causing malnutrition and may interfere with brain development.
(Çok fazla şeker proteinlerin ve besinlerin emilmesini durdurur ve dengesiz beslenmeye neden olur ve beynin gelişmesine engel olabilir.)

 

5. Air Pollution (Hava kirlenmesi)

The brain is the largest oxygen consumer in our body. Inhaling polluted air decreases the supply of oxygen to the brain, bringing about a decrease in brain efficiency.
(Beyin vücudumuzda en çok oksijen tüketen organdır. Kirli havanın teneffüs edilmesi, beyne giden oksijeni azaltır ve beynin veriminde düşüş yaratır).

 

6 . Sleep Deprivation (uyku yetersizliği)

Sleep allows our brain to rest. Long term deprivation from sleep will accelerate the death of brain cells.
(Uyku beynimizin dinlenmesini sağlar. Uykudan uzun vadeli yoksunluk beyin hücrelerinin ölmesini hızlandırır.)

 

7. Head covered while sleeping (Uyurken kafayı örtmek)

Sleeping with the head covered increases the concentration of carbon dioxide and decrease concentration of oxygen that may lead to brain damaging effects.

(Kafayı örterek uyumak, karbondioksit konsantrasyonunu arttırır ve beyne hasar veren etkilere yol açabilir.)

8. Working your brain during illness (Hastalık sırasında beyni çalıştırmak)
Working hard or studying with sickness may lead to a decrease in effectiveness of the brain as well as damage the brain.

(Hasta iken çok çalışmak veya öğrenmek beyin etkenliğinin azalmasına yol açabilir ve ayrıca beyne hasar verebilir.)

 

9. Lacking in stimulating thoughts (Uyarıcı düşüncelerde eksiklik)
Thinking is the best way to train our brain, lacking in brain stimulation thoughts
 may cause brain shrinkage. Crosswords and Sudoku provide good exercises.

(Düşünmek beyin jimnastiği için en iyi yoldur, beyni uyaran düşüncelerin eksikliği beyin daralmasına yol açabilir. Çapraz bulmaca ve Sudoku iyi egzersiz sağlar.)

 

10. Talking Rarely (Az konuşmak)
Intellectual conversations will promote the efficiency of the brain.

(Zihinsel sohbetler beynin etkinliğini geliştirir.)

 

 

THE MAIN CAUSES OF LIVER DAMAGE ARE:
(Karaciğer hasarının ana nedenleri:) 
 

 

1. Sleeping too late and waking up too late.
Çok geç uyuma ve çok geç kalkma.)

 

2. Not urinating in the morning.

(Sabahları çiş yapmamak)

 

3. Too much eating.
(çok fazla yemek)

 

4. Skipping breakfast.
(Kahvaltıyı atlamak)

 

5. Consuming too much medication.
(Çok fazla ilaç tüketmek)

 

6. Consuming too much preservatives, additives, food coloring, and artificial sweetener.
(Çok fazla koruyucu, gıda katkısı, gıda boyası ve yapay tatlandırıcı tüketmek)

 

7. Consuming unhealthy cooking oil. (Sağlıksız pişirme yağı tüketmek)
As much as possible reduce cooking oil use when frying, which includes even the best cooking oils like olive oil. Do not consume fried foods when you are tired, except if the body is very fit.
(İçinde en iyi pişirme yağı olan zeytinyağı bile olsa, kızartma yaparken mümkün olduğunca pişirme yağını azaltın. Yorgun olduğunuzda, eğer vücudunuz formda (zinde) değilse kızarmış gıdalar tüketmeyin.)  

 

8. Consuming raw (or overly done) foods also adds to the burden of liver.
Veggies should be eaten raw or cooked 3-5 parts. Fried veggies should be
finished in one sitting, do not store.
[Çiğ (veya fazla pişmiş) gıdaların da tüketilmesi karaciğere ağır yük olur. Sebzeler çiğ veya 3-5 kısım pişirilerek yenmelidir. Kızarmış sebzeler bir öğünde bitirilmeli, saklanmamalıdır.]

 

 

THE TOP FIVE CANCER CAUSING FOODS ARE:
(Kansere en çok neden olan 5 gıda)

 


1. Hot Dogs (Sosisli sandviç)

 

Because they are high in nitrates. the Cancer Prevention Coalition advises that children eat no more than 12 hot dogs a month. If you can't live without hot dogs, buy those made without sodium nitrate.

(Zira içinde çok fazla nitrat vardır. Kanser koruma koalisyonu, çocukların ayda 12 adetten fazla sosisli sandviç yememelerini önermektedir. Sosisli sandviçsiz yapamıyorsanız, sodyum nitratsız yapılan cinsini satın alın.)  

 

2. Processed meats and Bacon (İşlenmiş et ve domuz pastırması)  

 

Also high in the same sodium nitrates found in hot dogs, bacon, and other
processed meats raise the risk of heart disease. The saturated fat in bacon
also contributes to cancer.
(Sosisli sandviçte, domuz pastırmasında ve diğer işlenmiş etlerde bulunan aynı yüksek sodyum nitrat aynı şekilde kalp hastalığı riskini yükseltir. Domuz pastırmasında doymuş yağın aynı şekilde kanserde payı olur.)

 

3. Doughnuts (yağda kızarmış şekerli çörek veya lokma)

 

Doughnuts are cancer-causing double trouble. First, they are made with white flour, sugar, and hydrogenated oils, then fried at high temperatures.
Doughnuts, may be the worst food you can possibly eat to raise your risk of cancer.
(Lokmalar kansere yol açan çiftli dertlerdir. Birincisi, bunlar beyaz undan, şekerden ve hidrojene yağdan yapılır, sonra yüksek ısıda kızartılır. Bunlar, belki de kanser riskini arttırmak için yiyebileceğiniz en kötü yiyecektir.

 

 

4. French fries (kızarmış patates)

 

Like doughnuts, French fries are made with hydrogenated oils and then fried at high temperatures. They also contain cancer- causing acryl amides which occur during the frying process. They should be called cancer fries, not French fries.
(Lokmalar gibi, kızarmış patates de hidrojene yağdan yapılır, sonra yüksek ısıda kızartılır. Bunlar ayrıca, kızarma işlemi sırasında ortaya çıkan ve kansere neden olan akrilamid maddesini de içerir. Bunlara “French fries” değil, “kanser fries” olarak çağırılmalıdır.)

 

5. Chips, crackers, and cookies (Cips, kraker ve kurabiye, bisküi)  

 

All are usually made with white flour and sugar. Even the ones whose labels claim to be free of trans-fats generally contain small amounts of
trans-fats.
(Tümü genellikle beyaz un ve şekerden yapılır. Etiketinde “trans yağlar içermez” yazılı olsa bile, genellikle az miktarda trans yağ vardır.)

 

 

 

 

 
 
 

1 YorumYorum yazarmısın?Bağlantı

23/10/2009 - soğan

“GRİP” için bir “Eski zaman” öyküsü…
“1919 yılında, Dünyada 40.000 milyon kişinin “Grip” ten öldüğünde, bir Doktor birçok
çiftçiyi Griple mücadelede yardım amacıyla ziyaret eder.Birçok çiftçi ve ailesi Grip
kapmıştır ve birçoğu ölürler.
Doktor ziyaretlerine devam eder ve bir sürprizle karşılaşır, ziyaret ettiği bir çiftçi
ve ailesi çok sağlıklıdır.Doktor böyle olabilmesi için aileye herkesten farlı ne
yaptıklarını sorar ve cevaben çiftçinin hanımı odaya , bir tabak içine “soyulmamış” bir
“SOĞAN” koyduklarını (muhtemelen diğer odalarada) söyler.Doktor buna inanamaz ve bu
“soğan” lardan birini alarak Laboratuvarda Mikroskop altına koyarak inceler ve “soğan” ın
içinde “Grip” virüsünü görür.”Soğan” açıkça “Grip” bakterisini absorbe etmiş, emmiştir ve
bu sayede de aile sağlıklı kalmıştır.
Bu öyküden alınacak ders, bir miktar “soğan” almanız ve evinizin çevresinde biryerlere
yerleştirmenizdir. Ne olduğunu görmek için onu deneyin.
Eğer o sizi ve sevdiklerinizi bu hastalıktan kurtarırsa ne güzel.Buna rağmen şayet “Grip”
olursanız, o daha yumuşak ve uysal geçebilir.
Bir miktar “SOĞAN” satın almaya vereceğiniz birkaç liradan başka ne
kaybedebilirsiniz? ...”


bütün odalarıma koydum umarım faydasını görürüz
gülten

soğanın faydaları


Soğanda bol miktarda A, B ve özellikle C vitamini, bol fosfor, iyot, silis, kükürt gibi vücuda çok faydalı maddeler, antibiyotik vazifesi gören esanslar ve hazım arttırıcı fermentler bulunduğunu kaydeden uzmanlar, kalp ve prostat bozukluğu, pankreas tembelliği (şekerliler), sinir zafiyeti, romatizma, cilt hastalıkları, cinsel iktidarsızlık, mide zayıflığı gibi hastalıklarda çok fayda verdiğini, bol idrar söktürdüğünü ve vücutta birikmiş su ve üreyi dışarı attığını bildiriyor. Soğanın, vücuttaki fazla tuzu da dışarı attığını belirten uzmanlar, pankreası çalıştırarak insülin ifrazatını arttırdığını ve kanda şeker seviyesini düşürdüğünü kaydediyor.

Fazla soğan yenen ülkelerde kanserin nadir görüldüğünü ve o ülke halkının uzun yaşadığını ifade eden uzmanlar, soğanın, karaciğeri ve bağırsakları dezenfekte edip zehirlerini temizlediğini ve gıdaların orada vücudu zehirlemesini önlediğini, bağırsak kurtlarını döktüğünü bildiriyor.

Uzmanlar, ağızda soğan kokusunu gidermek için yemekten sonra biraz ekmek kabuğu veya maydanoz çiğnenmesinin yeterli olduğunu söylüyor. Uzmanlar ayrıca, soğanın patateslerden ayrı, kuru, soğuk bir yere kaldırılması gerektiğini, çünkü soğan ve patatesin birbirini etkilediğini ve soğanın, patateslerden salınan nemle yumuşadığını hatırlatıyor.

Soğan, salataların yanı sıra çeşitli yemeklere, krem peynirlere ve hamburgerlere katılır, çorba ve yahni gibi sevilen yemekleri yapılır. Mutfakların vazgeçilmez bir öğesidir.

BESİN DEĞERLERİ

100 gr. çiğ (pişirilmemiş) kuru soğanın içerdiği besin değerleri şunlardır: 38 kalori; 1,5 gr. protein; 9 gr. karbonhidrat; 0 kolesterol; 0,1 gr. yağ; 0,6 gr. lif; 56 mgr. fosfor; 27 mgr. kalsiyum; 0,5 mgr. demir; 10 mgr. sodyum; 157 mgr. potasyum: 12 mgr. magnezyum; 40 IU A vitamini; 0,03 mgr. B1 vitamini; 0,04 mgr. B2 vitamini; 0,2 mgr. B3 vitamini: 0,l mgr. B6 vitamini: 10 mcgr. folik asit: 10 mgr. C vitamini ve 0,3 mgr. E vitamini.

Yeşil soğanın bazı besin değerleri kuru soğandan daha yüksek, bazıları da daha düşüktür. Yeşil soğanın besin değerleri şöyle sıralanabilir: 45 kalori; 10,5 gr. protein; 1 gr. karbonhidrat; yağ ve lifi eser miktarlarda; 40 mgr. kalsiyum; 5 mgr. sodyum; 231 mgr. potasyum; 20 IU A vitamini ve 25 mgr. C vitamini.

SAĞLIĞIMIZA YARARLARI

Yukarıda sayılan önemli besin değerlerinin yanı sıra;

o Soğan, bedenin savunma sistemini güçlendirir: Soğuk algınlığı, öksürük, bronşit ve gastrit gibi enfeksiyon hastalıklarına iyi gelen ve geleneksel olarak bu nedenle tüketilen bir besindir.

o Soğan, yağlı yemeklerin yenmesinden sonra bedende kolesterol yükselmesi ve kanın pıhtılaşması olaylarını önler: Çok fazla yağlı yemek yiyen kişilerde meydana gelen bu gibi sakıncalı durumlar, yemeklerde bol soğan bulunması halinde ortadan kalkar.

o Soğan bedende bulunan kötü kolesterolü ve yüksek tansiyonu düşürür, ama iyi kolesterol düzeyini artırır.

o Bol bol soğan yemenin, bedenin kansere yakalanması rizikosunu azalttığı savunulmaktadır.

o Son zamanlarda yapılan bazı bilimsel araştırmalara göre, soğanın kalbi güçlendirdiği ve koroner damarları genişlettiği ileri sürülmektedir.

o Soğan idrar söktürücüdür: Bu etkisiyle bedendeki toksinlerin atılmasına ve kanın temizlenmesine yardımcı olur.

o Soğan midevidir: iştahı açar ve sindirimi kolaylaştırır. Ayrıca müshil etkisi de vardır
http://www.lezzetvadisi.com/sebzelerin-faydalari/soganin-faydalari.htm

sarımsağın fatdaları
Uzmanlara göre, bu keskin kokulu yumruda, her türlü harika özellik mevcut. Sarmısağın tansiyon düşürdüğü, kan pıhtılaşmasını azalttığı, kötü LDL kolesterolünü düş, dürdüğü, bazı mide kanserlerini önlediği, bağışıklık sistemini güçlendirdiğinin ispatlandığını söyleyen uzmanlar, sarımsaktaki "allicin" denilen bir maddenin, sadece kendi özgü kokusunu vermekte kalmadığını, ayrıca bakteri gelişimini önlediğini, vücuttaki mantarı ve maya oluşumunu tahrip ettiğini kaydediyor.

Uzmanlar, sarımsakta 2 kuvvetli antibiyotik, çok tesirli esanslar, bol iyot ve kükürt bulunduğunu ve insan sağlığında çok değerli vazife gördüğünü belirterek, "Damar sertliğini giderir, kanı durultur, kalbi kuvvetlendirir, bronşları dezenfekte eder, cilt hastalıklarını giderir ve kansere karşı korur" diyorlar.

Uzmanlar, sarımsaklı yoğurdun, zehirlenmelere karşı insanı koruduğunu ve sarımsağın en ince damarları dahi temizleyerek oralara kan gitmesini sağladığını bildiriyor. Uzmanlar, sarımsağın, bütün salgı bezlerini çalıştırmak ve vücudu zehirlerinden temizlemek suretiyle, genç ve dinç olmayı, uzun yaşamayı sağladığını kaydediyor.

BESİN DEĞERLERİ

100 gr. (diş) sarmısakta 90 kalori: 5,3 gr. protein; 0 kolesterol; 0,2 gr. yağ; 1.1 gr. lif; 13,3 mgr. fosfor; 38 mgr. kalsiyum; 1.4 mgr. demir: 0,2 mgr. B1 vitamini; 0.8 mgr. B2 vitamini: 0.3 mgr. B3 vitamini ile 8 mgr. C vitamini vardır. Ama, sarmısak az miktarlarda tüketildiğinden, bedenin enerji, vitamin ile mineral gereksinimlerinin pek az bir bölümünü karşılar. Ortalama 9 gr. gelen irice iki adet sarmısak dişinin bedene sağladığı yalnızca 9 kaloridir.

SAĞLIĞIMIZA YARARLARI

Yukarıda belirtildiği gibi, tüketilen sarımsağın besin değeri ihmal edilecek değerde olmasına karşın, sağlığımıza yararlı etkileri çok fazladır. Şöyle ki;

*Sarmısak, bedenin bağışıklık sistemini uyarır, yani antibiyotiklere benzer etkiler yaparak bedendeki enfeksiyonlara karşı savaşır: Bu bağlamda nezle, soğuk algınlığı, uçuk; mide, bağırsak ve mantar iltihapları, arpacık gibi bakteri, virüs ve mantarların oluşturduğu enfeksiyonlar sayılabilir.

*Kandaki kolesterol düzeyini düşürür: Yapılan araştırmalar, günde iki diş sarımsak yiyen kişilerin kolesterol düzeyinde, kısa dönemde %10'luk düşüşlerin gerçekleştiğini ortaya koymuştur.

* Sarmısak, kanı sulandırır ve kan dolaşımını hızlandırır: Bu sayede sarmısak, kalp krizi ya da felç geçirmeye neden olabilecek damar tıkanıklıklarını önler.
*Yüksek tansiyonu düşürür: Araştırmalar, makul düzeyde sarmısak alımının bile bu etkiyi sağladığını göstermektedir.

* Sarmısak, kan sekerinin düzeyini düşürür: Bu sayede bazı şeker hastalarına sarmısak yemenin iyi geldiği yapılan bilimsel araştırmalarla saptanmıştır.

*Bedenin kansere yakalanma rizikosunu azaltır. Yapılan araştırmalarda sarmısak tüketen kişilerde, özellikle mide kanserine yakalanma tehlikesinin azaldığı belirlenmiştir.

* Sarmısak kronik bronşiti önler, etkisini azaltır.

* Balgam, idrar, safra ve gaz söktürücüdür.

* İştahı açar ve sindirimi kolaylaştırır.

* Sarmısağın, afrodizyak (cinsel gücü artırıcı) etkileri bulunduğu, Doğu ve Batı kültürlerinde savunulmaktadır.

Sağlığımıza yararlı bu etkilerinden faydalanmak için, sarımsağın diyetimize katılması ve günde iki diş sarmısak yenmesi gerekir. Daha fazla tüketilmesi sarımsağın yararını artırmaz. Ayrıca sarımsağın yüksek sıcaklıklarda pişirilmesi sağlığa yararlı etkilerini azaltmaktadır. Kokusundan şikâyetçi olanlar için piyasada sarmısak kapsüllerinin satılmakta olduğunu da anımsatırız

http://www.lezzetvadisi.com/sebzelerin-faydalari/sarimsagin-faydalari.html

yok YorumYorum yazarmısın?Bağlantı

23/10/2009 - domuz gribi




DOMUZ GRİBİ’nden korunmak için basit fakat etkili önlemler.

 Aşağıda okuyacağınız önlemler Dr.Vinay Goyal tarafından herkesin yararlanabilmesi için yayınlanmıştır.

Dr.Vinay Goyal: Yoğun bakım ve Tiroit uzmanıdır. MBBS, DRM DNB.

20 yıldan fazla klinik tecrübesi vardır.

Hinduja Hastanesi, Bombay hastanesi, Saife Hastanesi, Tata Memorial hastanesi gibi önemli kurumlarda görev yapmıştır.

Şu anda Malad’da, Riddhiviayak Cardiac and Critical center’da Nükleer ilaç departmanı ve tiroit klinikleri şefi olarak görev yapmaktadır.

Mikrobun vücuda giriş noktaları yalnızca burun delikleri, ağız ve boğaz yoluyla olmaktadır. Çok bulaşıcı bir yapıya sahip olmasından dolayı her türlü önleme karşı H1N1 virüsüyle temas etmekten kaçınmak veya korunmak imkânsızdır. H1N1 virüsüyle temas etmek virüsün vücutta çoğalması kadar önemli değildir.

Sağlığınız yerinde ve H1N1 hastalık belirtileri göstermiyorken virüsün vücutta üremesini, belirtilerin daha da şiddetlenmesini ve ikincil enfeksiyonların gelişmesini önlemek için dikkatimizi N95 veya tamiflu gibi ilaçları stoklamaya vermek yerine çoğu bildirgelerde bahsedilmeyen bazı çok basit önlemleri uygulayabiliriz.

 1.      Ellerin sıklıkla yıkanması ( Bütün bildirgelerde bahsedilmiştir)

 2.     Hands-off-the-face” “Ellerinizle yüzünüze dokunmayın” yaklaşımı. Yemek, banyo ve yara bakımı gibi zorunluluklar dışında yüzünüzün herhangi bir yerine dokunmaktan kaçınınız.
 3.     Ilık tuzlu suyla günde iki kere gargara yapınız( tuza güvenmiyorsanız listerin kullanınız).  H1N1 ‘in boğaz ve burun boşluklarında çoğalıp enfeksiyona sebep olarak karakteristik belirtileri göstermesi için 2 -3 güne ihtiyacı vardır.  Sağlıklı bir kişinin ılık, tuzlu suyla gargara yapmasının etkisi hastalığa yakalanmış olan bir kişinin tamiflu kullanması ile aynıdır. Bu basit ucuz fakat güçlü önleyici yöntemi küçümsemeyiniz.
 4.     Yukarıdaki 3. Önleme benzer olarak; Burnunuzun içini en az günde bir kere ılık tuzlu suyla temizleyiniz.  *Günde bir kere burnunuzu sümkürün ve sonra ılık tuzlu suya batırılmış pamuk tamponlarla silerek temizleyiniz. Bu yolla burnunuzda bulunak virüs sayısını etkili bir şekilde azaltmış olursunuz.
5.     Narenciye suları gibi C vitamin bakımından zengin olan yiyecekler kullanarak doğal bağışıklığınızı güçlendiriniz. Eğer ilave olarak C vitamin kullanmak zorunda iseniz emilimi artırmak için mutlaka Çinko ile birlikte alınız.

 6.     Bitkisel çaylar, çay, kahve gibi sıcak veya ılık içeceklerden içebildiğiniz kadar çok içiniz. * Sıcak içecekler içmek gargara yapmakla aynı etkiye sahiptir fakat ters yöne doğru. Sıcak içecekler virüsleri yaşamaları mümkün olmayan ortama sahip olan mideye doğru yıkayarak götürürler. H1 N1 virüsü mide’de çoğalamaz, herhangi bir zarar veremez ve hayatiyetını devam ettiremez.

 Herkesin faydalanabilmesi için bu bilgiyi lütfen e-mail listenizde bulunan herkese iletiniz. 

Sağlıklı günler dileğiyle.

Dr.Vinay Goyal

 

yok YorumYorum yazarmısın?Bağlantı

21/9/2009 - hayatın anlamı

Eski zamanlarin birinde bir adam hayatin anlaminin ne olduguna takmis kafayi..
Buldugu hiçbir cevap ona yeterli gelmemis ve baskalarina sormaya karar vermis..
Ama aldigi cevaplarda ona yetmemis.Fakat mutlaka bir cevabi olmali diyormus..
Ve dolasip herkese bunu sormaya karar vermis.. Köy,kasaba,ülke dolasmis bu arada zamanda durmuyor tabiki ...
Tam umudunu yitirmisken bir köyde konustugu insanlar ona
-Su karsi ki daglari görüyormusun,orada yasli bir bilge yasar! istersen ona git belki o sana aradigin cevabi verebilir. " demisler.
Çok zorlu bir yolculuk sonunda Bilgenin yasadigi eve ulasmis adam. Kapidan içeri girmis ve bilgeye Hayatin anlaminin ne oldugunu somus..
Bilge sana bunun cevabini söylerim ama önce bir sinavdan geçmen gerekiyor demis ...
Adam kabul etmis..
Bilge bir çay kasigi vermis adamin eline ve içinede silme bir sekilde zeytinyag doldurmus. Simdi çik ve bahçede bir tur at tekrar buraya gel ... Yalniz dikkat et kasiktaki zeytinyag eksilmesin eger bir damla  eksilirse kaybedersin..
Adam gözü çay kasiginda bahçeyi turlayip gelmis.Bilge bakmis evet demis kasikta yag eksilmemis,peki bahçe nasildi? Adam saskin..
Ama demis ben kasiktan baska bir yere bakmadim ki...
Simdi tekrar bahçeyi dolasiyorsun kasik yine elinde olacak ama bahçeyi inceleyip gel, demis Bilge...
Adam tekrar bahçeye çikmis gördügü güzellikler büyülemis muhtesem bir bahçedeymis çünkü ...
Geri geldiginde bilge, adama bahçe nasildi diye sormus ...
Adam gördügü güzellikler karsisinda büyülendigini anlatmis..
Bilge gülümsemis ,ama kasikta hiç yag kalmamis demis ve eklemis :
"Hayat senin bakisinla anlam kazanir ya sadece bir noktayi görürsün hayatin akip gider sen farkina varmazsin..
Yada görebilecegin tüm güzelliklerin tam ortasinda hayati yasarsin akip giden zamanin anlam kazanir ... "
"Hayatinin anlami senin bakislarinda gizlidir"
yok YorumYorum yazarmısın?Bağlantı

4/9/2009 - sivrisineklere ölüm

bu sene yeni belediye olmamızın şerefine ilaçma vs yapılmadıgından mıdır yoksa etrafımızın agaçlık olmasından mıdır nedır sıvrısıneklerle mucadele yılımız oldu

Sivrisinekler icin cozum

Sivrisineklerden kurtulmak

Sivrisinekler, hastalık ( sarı humma – sıtma ) ve ısırdıktan sonra kaşıntılı rahatsızlığı veren zararlı hayvanlardır. 1 saatte 1 mile yakın mesafe kat edebilirler.Bir defada 200-300 arası yumurta yumurtlayabilirler.Küçük durgun su birikintileri ,bataklık ve çamurlu ortamlar çoğalmaları için yeterlidir.Eğer gerekli önlemi almaz iseniz 3,5 hafta gibi bir zaman içerisinde daha çok çoğalarak , onlardan daha çok nefret etmenizi sağlayacaklardır. Sivrisineklerin olmadığı bir hayat istiyorsanız, bir dizi önlemler almalısınız.Yada onların varlığından şikayet etmemelisiniz.

- Sivrisinekten kurtulmak için Önce onları nasıl kontrol edebileceğimize bakalım.-

- Eviniz bahçeli ise genişi bir balkonunuz varsa, çevrenizde size gerekli olmayan durgun su birikintilerinden kurtulun.Eskimiş oto lastikleri ,kovalar,boş duran saksıların içindeki sular olabilir.
- Bu su birikintilerinin olmaması sivrisinek lavraları’nın sizin bahçenizde olmaması anlamına gelir.

- Çöplerinizi kapalı olsun ve mümkün olduğunca biriktirmeyin.Çöp kokuları sivrisinekler için davetiyedir.


- Pencere ve kapılarınıza sinek ve sivrisineklerin gelmesini önleyecek dayanıklı tüller kullanın.

- Bebeğiniz ve çocuklarınızın yattığı yerlere, hatta kendi yatağınızda bile cibindirik kullanın. Çocuklarınıza daha n fazla zarar verebilir.

- Bahçenizde havuz ve akvaryum varsa mutlaka haftada bir temizleyin. Büyük bir havuza sahipseniz yeterli miktarda klorlandığından emin olun. İmkanınız varsa Havuz ve akvaryumunuza balık ve diğer su canlılarına zarar vermeyen ve larvaların ölmesini sağlayan “larvicide” ( larvalar için tablet ) koyun.

- Bahçe ve balkonunuzda sodyum lambaları kullanın. Sivrisineklerin daha az gelmesine ve elektrik tasarrufu yapmanızı sağlar.

Bu yazdıklarımız sivrisinekler için elbette çözüm değil. Ama bu önlemleri almamak kesinlikle onların çoğalmalarına ve size vereceği zararın devamı demektir.

Şimdi sivrisineklerden kimyasal ilaç kullanmadan, nasıl kurtulacağımıza bakalım.

-Listerine , sivrisineklerden kurtulmanın yollarından birtanesidir. Antibakteriyel özelliği olan listerin’in ağız ve diş sağlığı için kullanıldığını biliriz. Oysa sivrisineklerin düşmanıdır. Sprey olarak kullandığınızda sivrisinekler yaklaşmaz.Doğal ve yan etkisi yoktur.Diğer bazı haşere’leri de sizden uzak tutar.
-Kedinanesi yağı yada nane yağı, Çay ağacı yağı, okaliptus ve su karışımı ile hazırlayacağınız silüsyonları sürmek, sivrisineklerin ısırmaması için sürdüğünüz “deet” tarzı sivrisinek kovucudan daha etkili ve zararsızdır. Ayrıca 10 kat daha etkilidir. Kedinanesi yağı yada Kedinanesi içeren kremleri sivrisineklere çözüm olarak kullanabilirsiniz.
-Citronella mumu, Evinizde balkonunuzda sivrisinekleri kovmak için Citronella mumu veya Citronella mumu içeren kandil kullandığınızda. Bulunduğunuz ortama sivrisinekler gelmeyeceklerdir. Ayrıca Citronella yağı ve bilekliğide kullanabilirsiniz.
-Vaniya, Saf vanilya parçasını yatarken nabız noktalarına sürmeniz , size sivrisinek’lerden uzak ve rahat bir uyku sağlar.
-Bahçe yada Balkonunuzda Sarımsak , biberiye ,kadife çiçekleri ekerseniz kokusundan rahatsız olurlar , onlar için doğal bir engeldir.
-Yine Açık havada mangal yaparken sizrisinek sizleri rahatsız ediyorsa, yanan mangala adaçayı ve biberiye atarak onları uzaklaştırabilirsiniz.

Sivrisineklerden kurtulmak için bir sülüsyon hazırlayalım
- 2 Bardak Su
- 4 Damla Lavanta Yağı
- Bulabilrseniz birkaç damla hint Limonu
- Nane yağı ( Bulazsanız Taze nane )
- Bir miktar Biberiye
- Bir miktar Adaçayı

Hepsini sprey bir şişede Güzelce karıştırıp bekletin. Alın size doğal haşere kovucu. Bu hazırladığınız karışımı Vücudunuza sürebilirsiniz. Sinek, sivrisinek, Yakarca, Bit, pire, Yaprak bitleri, Uçan karınca, Kırkayak, arı gibi haşereleri kovalamak,kurtulmak için kullanabilirsiniz.

Sivrisineklerden bahsetmişken , yakarcalar'ı ( Tatarcık -yakarcık ) unutmadık. Aslında sivrisineklerden daha tehlikeliler. Çünkü onlar daha fazla hastalık yayabiliyorlar , sessiz olmalarıda cabası. Yakarcalardan kurtulmak için doğal çözüm , şimdilik sivrisinekler için kullandığımız yöntemleri kullanmak.
1 YorumYorum yazarmısın?Bağlantı

<- ¤AnaSayfa¤Sonraki Sayfa ->